TARSUS’TAKİ “BEYDEĞİRMENİ” İSMİ NEREDEN GELİYOR
“Tarsus ırmaklar şehri idi, hemen her mahalleden ırmaklar akardı, bu ırmaklardan temin edilen su ile tarla ve bahçeler sulanır, ırmağın evinin önünden geçen aileler ırmakta ördek ve kaz beslerlerdi. Irmaklar yazın şehre ayrı bir güzellik verirdi, çevreleri yeşil ağaçlarla bezenmişti. Şehrimizde un fabrikaları yapılmadan önce buğdayın un haline getirilmesi için ırmak kenarlarında kurulan ve su gücü ile çalışan değirmenlere götürülerek un haline getirilirdi. Şehrimizde Şelale yolunda sol tarafta bol ve hızlı akan ırmak üzerinde birkaç tane un değirmeni vardı. Civar köylerden ve mahallelerden çuval ve hararlarla getirilen buğday çok değirmen taşının üzerindeki tahta kutuya doldurulur, taşın içine az miktarda dökülerek öğütülür ve un haline getirilirdi. Bu unun güzel bir kokusu olurdu.
Tarsus Lisesi’nin arka tarafından geçen Afgan Irmağının yanında
iki adet un değirmeni vardı. Bu değirmenlere Tarsus Lisesi’nin arka tarafında ihata duvarının yanından küçük bir toprak yol ile gidilirdi. Bu değirmenler her mevsimde çalışırdı ancak son baharda evlerde kışlık hazırlık için çuvallarla un hazırlandığından iş yoğunluğu fazla olurdu.
Özellikle köylüler hayvanlarıyla çuvallar içinde buğday getirerek burada öğütürlerdi. Eski Adana yolu üzerinde, Berdan Irmağı’na yakın olan şimdiki Okyay Helva Fabrikası’nın yanında tarihi Beydeğirmeni vardı, zamanla bu değirmenin üzeri toprak yığını haline gelmişti. Dışarıdan bakınca höyük gibi görünürdü, giriş kapısı da yolun altında kalmıştı ve taştan inşa edilmişti. Şimdiki Kasım Gülek Bulvarı üzerinde yer alan ve bu semte adını veren bu değirmen yıllar içinde yok oldu.”
GÜNDEM
05 Nisan 2025GÜNDEM
05 Nisan 2025GÜNDEM
05 Nisan 2025GÜNDEM
05 Nisan 2025GENEL
05 Nisan 2025GÜNCEL
05 Nisan 2025GENEL
05 Nisan 2025Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.